Matematik Kaygısıyla Başa Çıkmanın 5 Yolu
Zelal Filiz · 5 dakikalık okuma
"Ben matematikten anlamıyorum." Bu cümleyi söyleyen çocukların çoğu aslında matematiği anlayabilecek kapasitededir. Onları asıl zorlayan, matematiğe karşı duydukları kaygıdır. İyi haber şu: Matematik kaygısı doğuştan gelen bir özellik değil, zamanla öğrenilen bir duygudur. Öğrenilen bir duygu ise değiştirilebilir.
Matematik kaygısı nasıl anlaşılır?
Çocuğunuzda şu belirtilerden birkaçını fark ediyorsanız, sorun bilgi eksikliğinden çok kaygı olabilir:
- Matematik ödevini sürekli erteleme veya ödev saatinde karın ağrısı, baş ağrısı gibi şikâyetler
- Evde bildiği soruları sınavda yapamama, "kafam boşaldı" hissi
- Tek bir yanlıştan sonra tamamen pes etme
- "Ben zaten yapamam", "Benim kafam çalışmıyor" gibi cümleler
1. Önce dinleyin, küçümsemeyin
"Bunda korkacak ne var, çok kolay!" demek, iyi niyetle söylense de çocuğa "Kolay bir şeyi bile yapamıyorsun" mesajı verebilir. Bunun yerine duygusunu kabul edin: "Bu konu seni zorluyor, bunu anlıyorum. Birlikte bakalım mı?" Duyulduğunu hisseden çocuk, zorlukla yüzleşmeye daha isteklidir.
2. "Ben de matematikte kötüydüm" demeyin
Bu cümle çocuğu rahatlatmak için söylenir ama farkında olmadan "matematik yeteneği ailemizde yok" mesajı verir. Araştırmalar, ebeveynlerin matematiğe karşı tutumunun çocuğa geçebildiğini gösteriyor. Kendi deneyiminiz zor olduysa bile matematik hakkında olumlu ve meraklı konuşmaya çalışın.
3. Hatayı normalleştirin
Kaygılı çocuklar yanlış yapmaktan çok korkar. Oysa hata, öğrenmenin doğal bir parçasıdır. Yanlış bir cevap gördüğünüzde "Yine mi yanlış?" yerine şunu deneyin: "İlginç, burada ne düşündün? Birlikte bulalım." Hatanın bir ceza değil, bir ipucu olduğunu öğrenen çocuk yeni sorulara daha rahat yaklaşır.
4. Küçük hedefler, küçük kutlamalar
Büyük hedefler ("Matematik notunu 90 yap") kaygılı bir çocuğa ulaşılmaz gelir. Hedefi küçültün: "Bugün bu 5 soruyu birlikte çözelim." Her küçük başarı, "Ben bunu yapabiliyorum" duygusunu güçlendirir. Özgüven de kaygının en güçlü panzehiridir.
5. Zaman baskısını azaltın, matematiği hayata taşıyın
Süre tutarak çalışmak, kaygılı çocuklarda korkuyu artırabilir. Başlangıçta süreyi tamamen kaldırın ve önce doğru çözmeye odaklanın. Hız, özgüvenle birlikte zaten gelir.
Matematiği günlük hayata taşımak da çok işe yarar. Markette alışveriş tutarını tahmin etmek, yemek tarifindeki ölçüleri ikiye katlamak, yolculuk süresini hesaplamak... Matematik kitaptan çıkıp hayatın içine girdiğinde korkutucu olmaktan çıkar.
Ne zaman uzman desteği alınmalı?
Kaygı; uyku düzenini, iştahı veya okula gitme isteğini belirgin şekilde etkiliyorsa, ya da sadece matematikle sınırlı kalmayıp genel bir kaygıya dönüşüyorsa, okulun rehberlik servisiyle veya bir çocuk psikoloğuyla görüşmenizi öneririm. Ders desteği ve uzman desteği birlikte çok daha iyi sonuç verir.
Matematiği sevdirerek öğretmek mümkün
Derslerimde önce öğrencinin güvenini kazanıyor, sonra adım adım ilerliyoruz. Ücretsiz deneme dersinde tanışalım.
Ücretsiz Deneme Dersi Al